Havacılık, 20. yüzyılın başından bu yana yalnızca teknolojik bir atılım değil, aynı zamanda insanlığın sınır tanımazlığının ve küreselleşmenin simgesi haline geldi. Artık bir kıtadan diğerine ulaşmak saatler içinde mümkün; bu da ticaretin, turizmin, kültürel etkileşimin ve kriz anlarındaki insani yardım operasyonlarının belkemiğini oluşturuyor. Örneğin, 2020’de COVID-19 pandemisinin ilk aylarında tıbbi malzemelerin hızlı taşınmasında ya da Ukrayna savaşı sırasında sivil tahliyelerde havacılık sektörü hayati bir rol üstlendi. Ayrıca Dünya Ekonomik Forumu’na göre küresel hava taşımacılığı, doğrudan ve dolaylı olarak 87 milyon kişiye istihdam sağlarken, dünya GSYH’sinin de yaklaşık %3,5’ine katkıda bulunuyor.
Ancak bu yüksek mobilite ve ekonomik katkının bedeli ağır: havacılık, küresel karbon emisyonlarının yaklaşık %2-3’ünü oluşturuyor. İlk bakışta küçük gibi görünse de, kişi başına ve kilometre başına düşen emisyon oranı kara ulaşımına göre katbekat yüksek. Üstelik, havacılığın büyüme eğilimi, özellikle gelişmekte olan ülkelerde artan hava yolculuğu talebiyle birlikte bu oranların gelecekte çok daha büyük bir çevresel tehdit haline gelme potansiyeli taşıdığını gösteriyor. Dahası, havacılık emisyonları yalnızca CO₂ ile sınırlı değil. Uçakların üst troposferde bıraktığı azot oksitler (NOx), su buharı ve kondens izleri (contrails), iklim değişikliği üzerinde ilave etkiler yaratıyor.
Bu bağlamda havacılık sektörü, kendisini teknolojik ilerleme ve çevresel sorumluluk arasında zorlayıcı bir ikilem içinde buluyor. Küresel hareketliliğin belkemiği olan bu sektör, aynı zamanda gezegenin iklimsel geleceği için en riskli alanlardan biri. Peki, bu ikilemden bir çıkış yolu mümkün mü? Sürdürülebilir havacılık ne kadar gerçekçi, ne kadar ulaşılabilir?

Yeşil Gökyüzü Arayışı: Sürdürülebilir Havacılıkta Mevcut Durum
Sürdürülebilir havacılık dönüşümü dört ana sütuna dayanıyor: yakıtlar, motor teknolojileri, operasyonel iyileştirmeler ve piyasa bazlı önlemler. Bunların en çok konuşulanı, Sürdürülebilir Havacılık Yakıtları (SAF). Uluslararası Enerji Ajansı’na göre SAF, yaşam döngüsü CO₂ emisyonlarını %80’e kadar azaltma potansiyeline sahip. Şu anda üretim genellikle bitkisel yağlar, atık yağlar ve evsel atıklardan sağlanıyor; ancak gelecekte karbon yakalama teknolojileriyle üretilen sentetik yakıtlar öne çıkacak (IEA, 2022).
Lufthansa, KLM ve Türk Hava Yolları gibi şirketler SAF kullanımını operasyonlarına entegre etmeye başladı. Örneğin, THY 2 Şubat 2022’de gerçekleştirdiği uçuşta sürdürülebilir yakıt kullandı ve bu, Türkiye’de bir ilk oldu. Ancak SAF üretimi hâlâ pahalı ve sınırlı — günümüzde küresel jet yakıtı tüketiminin yalnızca %0,5-0,7’sini oluşturuyor.
Motor teknolojilerinde de çarpıcı adımlar var. Airbus’ın hidrojenli ZEROe konsepti 2035’te ticari uçuşlara başlamayı hedeflerken, GE ve Safran’ın CFM RISE programı açık-fan motorlarla %20 yakıt tasarrufu amaçlıyor. Yine de gürültü, sertifikasyon ve altyapı sorunları çözülmeden bu teknolojiler yaygınlaşamayacak. Bu noktada sivil havacılık güvenliği ve sektörün aktif krizleri de göz ardı edilmemeli. Özellikle pandemi sonrası büyümeyle birlikte artan hava ulaşımı talebi üreticileri yeni ar-ge çalışmalarndansa sahip olunan kapasiteyi üretime yoğunlaştırmaya ve güvenliktense üretim kaygılarına yoğunlaşmaya itiyor bu da hem havacılık güvenliği için krizler anlamına gelirken hem de havacılık alanındaki sürdürülebilirlik hedeflerini geciktiriyor.
Güvenlik Boyutu: Sürdürülebilirlik Tek Başına Yeterli Değil
Ayrıca son yıllarda yaşanan kazalar ve krizler, havacılıkta güvenliğin sürdürülebilirlikten ayrı düşünülemeyeceğini de gösterdi. Boeing’in 737 MAX krizi, MCAS yazılımındaki tasarım hataları ve yetersiz pilot eğitimi nedeniyle 346 kişinin ölümüne yol açtı (2018 Lion Air, 2019 Ethiopian Airlines). Kriz, FAA’nin denetim bağımsızlığını tartışmaya açtı ve üretici-otorite ilişkilerinde şeffaflık ihtiyacını gündeme taşıdı. Bu noktada sürdürülebilirlik dediğimiz şeyin yalnızca karbon emisyonlarından ibaret olmadığı da bir kez daha hatırlanmalı. Örneğin 737 Max krizinde yaşananlar Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden 8. madde olan “İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme” başlığını ve 16. madde olan “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar”ı bize hatırlatıyor ve bu başlığın çalışma koşulları ve saatlerinden şirketlerin etik işleyişine kadar geniş kapsamlı bir alanda değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Bu örnekte de olduğu gibi havacılık sürdürülebilirliği için emisyonları azaltmanın yanında; karar süreçlerinde insani değerlerden feragat edilmemesi, risklerinin güvenlikten ödün verilmeden yönetilmesi, şeffaf ve hesap verebilir yönetim anlayışlarının benimsenmesi, yıpratılmamış ve işleyen kurumların oluşturulması ve korunması ve pek çok dahası kaçınılamaz ve göz ardı edilmemesi gereken ihtiyaçlar.
Bunun yanında kazalar sadece can kaybı yaratmıyor; yatırımcı güvenini sarsıyor ve teknolojik dönüşüm projelerinin finansmanını zorlaştırıyor. Bunun yanında hali hazırda güvenliği sağlanmamış sistemler yeni ve daha sürdürülebilir mekanizmalar ve teknolojilerdense hali hazırda kullanılanın iyileştirilmesini zorunlu kılıyor. Yani güvenlik sorunları sadece sebepleriyle değil sonuçlarıyla da sürdürülebilirliğe giden yolu yürümeyi bu yüzden hava trafik yönetiminde veri tabanlı risk analizinin önemini bir kez daha görerek güvenliği uluslararası havacılıkta kalıcı ve kapsayıcı olarak tesis etmek sürdürülebilir havacılığa giden yolda son derece önemli.

3. Ekonomik ve Politik Faktörler
Pandemi, enerji krizi ve jeopolitik gerilimler (Rusya-Ukrayna savaşı gibi) havacılığın dönüşüm sürecini doğrudan etkiliyor. Yakıt fiyatlarındaki artış, SAF yatırımlarının geri dönüş sürelerini uzatıyor. Politikalar ise hem risk hem fırsat yaratabiliyor. Örneğin, AB’nin ReFuelEU Aviation düzenlemesi ile 2025’te %2, 2030’da %6 SAF zorunluluğu getirildi. Öte yandan Fransa, trenle 2,5 saatte gidilebilen güzergâhlarda iç hat uçuşlarını yasaklayarak emisyon azaltımında sert bir adım attı.
4. 2050 Net Sıfır Hedefi: İddialı ve Zor
IATA, 2050’ye kadar net sıfır hedefine ulaşmak için havacılığın yılda yaklaşık 1,8 milyar ton CO₂ azaltması gerektiğini belirtiyor. Bu, yalnızca teknolojik yeniliklerle değil; uçuş talebinin yönetilmesi, karbon fiyatlandırması ve uluslararası iş birliği ile mümkün. Kısa vadede SAF ve açık-fan motorlar öne çıkarken, hidrojenli ve elektrikli uçaklar uzun vadede devrim yaratabilir. Gene de 2050’de net sıfır hedefine ulaşabilmek için kararlı uygulamalar yanında toplum tarafından benimsenmiş sürdürülebilir bir yaşam tarzı ve önlemlere etkin katılım şart. Tüm bunlar yapılsa bile gene de hedef oldukça iddealı ve zor gözüküyor.

**ICAO INNOVATION FOR A GREEN TRANSITION 2022 Environmental Report Chapter Five Climate Change Mitigation: Aircraft Technologies
5. Çözüm Önerileri
Peki sürdürülebilir havacılık ve net sıfır hedefi imkansız mı? Elbette değil ancak bunun için iyi, adil, ortek bir yol haritası belirlenmeli ve sektörün her kesimi görevlerini yerine getirmeli. Peki neler çözüm olabilir:
- SAF üretimini artırmak: Devlet teşvikleri, özel sektör yatırımları ve bölgesel üretim merkezleriyle maliyetleri düşürmek.
- Altyapı yatırımlarını hızlandırmak: Hidrojen ve elektrikli uçaklar için gerekli depolama, dağıtım ve bakım sistemlerini kurmak.
- Güvenlik kültürünü güçlendirmek: Bağımsız denetim, şeffaf raporlama ve şirket içi güvenlik eğitimlerini zorunlu kılmak.
- Alternatif ulaşımı teşvik etmek: Kısa mesafe uçuşlarda hızlı tren gibi düşük karbon çözümlerini yaygınlaştırmak.
- Yolcu farkındalığı: Karbon dengeleme, düşük emisyon biletleri ve çevre dostu seyahat tercihlerini desteklemek.
Sonuç: Geleceğin Gökyüzü
Sürdürülebilir havacılık, yalnızca teknik bir dönüşüm değil; aynı zamanda ekonomik, politik, sosyal ve kültürel boyutları olan çok katmanlı bir süreç. Eğer sektör; teknolojiyi güvenlikle, politikayı şeffaflıkla, ekonomiyi toplumsal destekle harmanlayabilirse, 2050’de gökyüzünde gerçekten yeşil bir gelecek mümkün olabilir. Aksi halde, bugünün vizyoner projeleri yarının rafa kalkmış prototipleri olmaktan öteye geçemeyecek. Kısacası gökyüzünün geleceği, yalnızca motorlarda değil, değerlerdeki dönüşümde saklı.
Kaynakça
- IATA. Net Zero Roadmap. https://www.iata.org/en/programs/sustainability/roadmaps/
- IEA (2022). Sustainable Aviation Fuel – Analysis. International Energy Agency.
- ICAO (2022). 2022 Environmental Report. International Civil Aviation Organization. https://www.icao.int/sites/default/files/sp-files/environmental-protection/Documents/EnvironmentReport-2010/ICAO-ENV-Report-2022-F4.pdf
- Airbus. ZEROe. https://www.airbus.com/en/innovation/energy-transition/hydrogen/zeroe-our-hydrogen-powered-aircraft
- European Commission (2023). ReFuelEU Aviation Regulation. https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/?uri=CELEX%3A32023R2405 + https://transport.ec.europa.eu/transport-modes/air/environment/refueleu-aviation_en
- The New York Times (2020). The Boeing 737 Max Crisis Timeline. https://www.nytimes.com/2020/11/24/sunday-review/boeing-737-max.html
- WEF. Global Aviation Sustainability Outlook 2025. https://reports.weforum.org/docs/WEF_Global_Aviation_Sustainability_Outlook_2025.pdf

